Cumartesi, 03 Ocak 2009
TAMAMEN KENDİ UPLOADIM
World of Goo ile Goo’ların eğlenceli dünyasını keşfedin. Bilgisayarla fazla haşır neşir olan ve zamanla bıkkınlık geçiren arkadaşlar için uygun bir oyun sayılabilir. Zaman geçirmek için ideal bir oyun. Mayın tarlası, tetris gibi oyunların yanı sıra 2D olması oyunu daha zevkli bir hale getirmiş. Müzikle de desteklenince zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Oyunun küçük olma sebebiyle ilk oturuşta bitirmek isteyebilirsiniz. Ama o kadar basit değil. Hatta sinir krizlerine bile girebilirsiniz. Bu kadar merak uyandırdıktan sonra oyunumuza geçelim.
2 boyutlu olan bir oyuna göre hoş ve sempatik bir menüsü var. Oyun toplam 48 bölümden oluşuyor. Giriş de çamur kütleleri halinde küçük topçuklarla karşılaşıyorsunuz. Oyununun isminden dolayı ben bunlara Goo diye hitap etmek istiyorum. Sürekli hareket halinde belli miktarda Goo ile oyun başlıyor. Bu Goo’ları Mouse yardımıyla bir araya getirerek DNA sistemine benzer bir yapı oluşturuyorsunuz. Amaç yukarıda bulunan çeşmeye veya boruya (ne derseniz deyin) ulaşarak içerisine belli miktarda Goo sokmak. Goo’larımız çamur kütlesi kıvamında olduğu için, fiziksel kurallara uygun yapmanız gerekiyor. Yoksa bölünüp, eğilip, parçalanabiliyor. Bu yüzden temeli sağlam yapmalıyız. Zaman ile bir kısıtlama yok. Yapınızı oluşturdunuz ve çeşmeye ulaştınız diyelim. Bir engelle de karşılaşabilirsiniz. Yapınızda hareket halinde Goo’cuklar kalmak zorunda. Oyuna göre çeşmeden istenilen miktarda Goo sokmalısınız. İlk 5 bölümü çok rahat geçersiniz. Asıl oyun ondan sonra başlıyor. Hız ve zeka bir araya geliyor. Bölümler ilerledikçe engellerde haliyle çoğalıyor. Beşinci bölümden sonra ortaya kırmızı balonlar çıkıyor. Goo değil haa balon…
Önünüzde ki engelleri bu balonla uçurup, orada sıkışmış Goo’ları hızla harekete geçiriyorsunuz. Çeşmeye ulaştığınızda bir vakum gibi hareket halinde ki Goo’ları içerisine çekiyor. İstenilen miktarda Goo’yu o çeşmeden sokabildiyseniz, aşağıya doğru birkol iniyor. Ben bu kolu, masaların üzerinde duran florasan lambaların açıp kapama ipine benzettim. Herneyse oraya tıkladığınızda diğer bölüme geçiyorsunuz. Bu aşama her bölüm sonunda, sizin mutluluğunuzla tekrar ediyor. Yedinci bölümden sonra diğer Goo’lar devreye giriyor. Beyaz, sarı ve su damlası halinde. Oyunun başındaki Goo’lara göre daha işlevsel bir yapıya sahipler. Hepsinin kendine has özellikleri var. Sarı Goo’lar dikey bölgelere yapışabiliyor. Su damlacığı şeklinde olan ise aşağıya doğru sarkıp uzayabiliyor. Bölümün zorluğuna göre bu Goo’cuklardan size belli miktarda veriliyor. Verilmese zaten yedinci bölümden sonraki bölümleri geçmemiz imkansız.
Oyunda sinekler de mevcut. Etrafta Goo’ların üreme sebebi olan sinekler dolaşıyor. Bu sinekleri öldürdüğünüz zaman hamleniz geri alınıyor. Yeri geldiğinde bu sineklere teşekkür edeceksiniz. Bazen o kadar işe yarıyor ki, sizin “ahh! Baştan mı oynayacağım?” düşüncelerinize ilaç gibi geliyor. Aslında kurtarmanız gereken Goo sayısı çok makul tutulmuş. Örneğin sizden 4 Goo istiyorsa, yapıda 8-10 tane Goo dolaşıyor. Oyunu çok dikkatli ve sabırlı oynamanız gerekmekte. Birkaç saatte bitirmeye çalışmayın, yoksa benim gibi sinir krizlerine girebilirsiniz. World of Goo oyunu, zaman öldürücü bir oyun. Zamanın nasıl geçtiğinin farkında bile olmuyorsunuz. Alt tarafı 2 boyutlu bir oyun deyip de geçmeyin. Oyunu bitirdiğiniz zaman, insanın içini sanki bir ödül kazanmışçasına mutluluk kaplıyor. Oyun hakkında vereceğim son püf nokta ise, oyunu tek başınıza, sakin bir ortamda oynayın; böylece hem daha sessiz bir ortam olacağı için düşünme kolaylılığı sağlarsınız hem de oyunun sizi sinir krizlerine soktuğu durumlarda etrafa saçtığınız küfürler başka şahıslar tarafından duyulmamış olur.
LİNK:
http://rapidshare.com/files/23566492...mylee.rar.html
Bazı Linkleri ve Rar Şifresini Görebilmek İçin Alttaki Reklama Tıklamalısınız.


LinkBack URL
About LinkBacks



World of Goo ile Goo’ların eğlenceli dünyasını keşfedin. Bilgisayarla fazla haşır neşir olan ve zamanla bıkkınlık geçiren arkadaşlar için uygun bir oyun sayılabilir. Zaman geçirmek için ideal bir oyun. Mayın tarlası, tetris gibi oyunların yanı sıra 2D olması oyunu daha zevkli bir hale getirmiş. Müzikle de desteklenince zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Oyunun küçük olma sebebiyle ilk oturuşta bitirmek isteyebilirsiniz. Ama o kadar basit değil. Hatta sinir krizlerine bile girebilirsiniz. Bu kadar merak uyandırdıktan sonra oyunumuza geçelim.








Bu Konuyu Paylaşın !